Trafikteki Gizli Tehlike: Nörom Araştırması, Migrenin Sürüş Güvenliğine Etkilerini Ortaya Koydu
7 Ekim 2026 | 11:09

Trafikteki Gizli Tehlike: Nörom Araştırması, Migrenin Sürüş Güvenliğine Etkilerini Ortaya Koydu-1

Araç kullanmak; sürekli olarak dikkat, çoklu duyu entegrasyonu ve hızlı tepki kapasitesi gerektiren, aynı anda birçok zihinsel ve fiziksel görevin yürütüldüğü oldukça karmaşık bir aktivitedir. Nörom bünyesinde yürütülen yeni bir araştırma, migren hastalarının direksiyon başındayken yaşadıkları ve genellikle göz ardı edilen yeti kayıplarını derinlemesine inceledi. Çalışma, migren semptomlarının sürüş güvenliği üzerindeki etkilerini ve hastaların trafikteyken başvurduğu başa çıkma stratejilerini ortaya koydu.

Kapsamlı Sürücü Profili ve Baş Ağrısı Sıklığı

Nörom araştırmacıları tarafından hayata geçirilen bu kapsamlı kesitsel çalışmada, uluslararası tanı kriterlerine (ICHD-3) göre migren teşhisi konmuş 18 ile 65 yaş arasındaki bireyler mercek altına alındı. Süreç boyunca, 57 uzman nörolog tarafından toplam 2.522 hastaya yüz yüze yapılandırılmış anketler uygulandı. Analizler sonucunda, yaş ortalaması 36.7 olan ve %64.4'ünü kadınların oluşturduğu 1.333 hastanın aktif bir sürüş geçmişine sahip olduğu belirlendi.

Araştırmada hastalar; auralı veya aurasız, epizodik veya kronik ve vestibüler olup olmamalarına göre uzmanlar tarafından spesifik alt gruplara ayrıldı. Veriler, aktif sürücülerin sürüş seanslarının %13'ünde doğrudan baş ağrısı yaşadığını ve katılımcıların %70.6'sının direksiyon başındayken en az bir kez migren atağı deneyimlediğini gösterdi.

Bilişsel Etkiler ve Sürüş Alışkanlıklarındaki Değişim

Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, sürüş sırasındaki migren ataklarının yarattığı bilişsel zorluklardı. Hastaların bildirimlerine göre, direksiyon başındaki baş ağrıları temel olarak dikkatte azalma (%69), huzursuzluk (%66) ve sinirlilik (%56) gibi sürüş güvenliğini doğrudan etkileyen durumlarla ilişkiliydi.

Migrenin yarattığı bu zorlu semptomlar nedeniyle hastaların %9.2'sinin sürüş sıklığını azalttığı, %1.7'sinin ise araç kullanmayı tamamen bıraktığı tespit edildi. Ayrıca, trafik kazası geçiren migrenli sürücülerin yaş ortalamasının (35.3) kaza yapmayanlara kıyasla istatistiksel olarak daha genç olması, araştırmanın öne çıkan bir diğer önemli detayı oldu.

Trafikte Başa Çıkma Stratejileri ve Nedensel İlişkiler

Sürücülerin direksiyon başında başlayan bir baş ağrısıyla başa çıkmak için en sık başvurdukları yöntemlerin başında analjezik veya triptan grubu ağrı kesici kullanımı (%58.8), araç içindeki müziği kapatma (%51.9) ve güneş gözlüğü takma (%47.7) geldiği görüldü.

Nörom araştırmacıları, aracı kullanmayı bırakma veya kaza yapma ihtimali üzerinde etkili olan değişkenleri belirlemek için "Yapısal Eşitlik Modeli" (SEM) adı verilen gelişmiş bir istatistiksel yöntem kullandı. Bu model; migren alt tipleri, ortaya çıkan semptomlar, sürüş hassasiyetini etkileyen yol koşulları, baş ağrısının sürüşe etkisi, araba kullanmayı bırakma ve kaza olasılığı arasında doğrudan ve dolaylı nedensel ilişkiler olduğunu ortaya çıkardı.

Elde edilen bulgular, araç kullanmanın migren hastalarında "sinsi" bir yeti kaybına neden olabilen ve trafik güvenliğini tehdit eden; ancak klinik değerlendirmelerde ve trafik düzenlemelerinde yeterince fark edilmeyen kritik bir faktör olduğunu gösteriyor. Araştırma, migrene bağlı sürüş bozuklukları hakkında farkındalığın artırılmasının ve hastaların başa çıkma mekanizmalarının desteklenmesinin, önlenebilir riskleri azaltarak yaşam kalitesini artırabileceğini vurguluyor.

İlgili Makale Künyesi:

Genc, H., Ghouri, R., Ozdemir, A. A., Ozge, A., Yalinay Dikmen, P., Ekizoglu, E., Uc, E. Y., Tasdelen, B., Bolay, H., Baykan, B., & Mig-Drive Study Group. (2026). Assessing the relationships between migraine and driving risks, challenges and coping strategies. Scientific Reports, 16(1), 19522. https://doi.org/10.1038/s41598-026-53327-4